Wed

04

Jul

2012

Sosyoloji'ye Giriş

Sosyoloji

1.BÖLÜM

 

Sosyoloji Nedir?

 

Bu Dünya nasıl ortaya çıktı? Bizim yaşam koşullarımız ile dedelerimizin yaşam koşulları neden bu kadar farklı? Bu gibi sorular modern entellektüel kültürden çok temel yeri olan bir inceleme alanının, sosyolojinin temel konularıdır.

 

Sosyoloji: İnsanın ve toplum yaşamının, insan grupları ile toplumlarının bilimsel incelemesidir.

 

Sosyolojik Bakış Açısı:


Sosyolojik olarak düşünmeyi öğrenmek, başka bir deyişle daha geniş görünümle bakmak imgelemin işlenmesidir.

Sosyoloji incelemesi, Amerikan yazarı C.Wright Mills'in ünlü deyişi olan sosyolojik imgeleme bağlıdır.

Sosyolojik imgelem bizden, herşeyden önce, kendimizi gündelik yaşamlarımızın bildik sıradanlığından, yeni bir bakışla ''uzaklaştırarak düşünmeyi'' gerektirir.

 

Sosyoloji Uğraşısı:

Sosyolojik imgelem bizim, yalnızca bireyi ilgilendir görünen pek çok olayın gerçekte daha geniş sorunları yansıttığını gösterebilmemizi sağlar.

 

Toplumsal yapı kavramı, sosyolojinin önemli kavramlarından birisidir. Bu kavram yaşamımızda ki toplumsal bağlamlardan yalnızca olay yada eylemlerin rastgele ortaya çıkmış olduklarına değil, bunların belirli yollardan yapılmış yada kalıplaşmış oldukları olgusuna gönderimde bulunur.

 

Kuramlar ve Kuramsal Yaklaşımlar

Olgusal araştırmalar, şeylerin nasıl ortaya çıktıklarını gösterir, ancak sosyoloji, ne kadar önemli ve ilginç olurlarsa olsunlar, yalnızca olguları toplamaktan oluşmaz. Aynı zamanda şeylerin neden ortaya çıktıklarını da bilmek isteriz; bunu yapmak için de açıklayıcı kuramları oluşturmayı öğrenmek zorundayız.

Kuramlar çok çeşitlilik gösteren deneyse durumları açıklamakta kullanılabilecek olan soyut yorumların oluşturulmasını içermektedir.

Kuşkusuz, olgusal araştırma ve kuramlar tam olarak birbirinden ayrılamaz. Geçerli kuramsal yaklaşımları, eğer onları ancak olgusal araştırma yoluyla sınayabiliyorsak geliştirebiliriz.

Olguları anlamlı kılmaya yardımcı oldukları için kuramlara gereksinim duyarız.

Örneğin; bir firmanın yöneticisi ''kuram''a karşı pek de saygılı olmayabilir. Bununla birliktei iş etkinliklerine yönelik her yaklaşım, açıkça dile getirilmeseler de, kuramsal varsayımlar içerir.

 

İLK KURAMCILAR


Sosyolojinin kökenini doğuran, Avrupada 1789 Fransız Devrimi ile sanayi devriminin yarattığı alt-üst edici değişmeler oldu.Bu değişmeler tarafından geleneksel yaşam biçimlerinin çözülmesi, düşünürleri hem toplumsal hem de doğal dünyaya ilişkin yeni bir anlayış geliştirme çabalarına yöneltti.

Önemli bir gelişme, dünyayı, insanları anlamak için din yerine bilim kullanılmaya başlandı.

Sosyolojinin isimlendirilmesi A.Comte ile başlar. Siyasal düşünceleride vardır.

17. yy Ortaçağdan sonra Aydınlanma dediğimiz dönem başlado.

Matematik bilimi önem kazandıç

Formüllerle tahmin yapma yluna gidildi.

Felsefenin yerini matematik aldı.

İlk kuramcılar, 19. yy Sanayi Devrimi, sosyolojinin çıkışında önemli rol oynadı.

 

AUGUSTE COMTE (1798-1857)

Fransız sosyolog. Hocası Saint Simon.

''Sosyoloj'' terimini ilk ortaya atan.

Toplumun, fiziksel dünyada olduğu gibi değişmez yasalara boyun eğdiğini ileri sürüyordu.

Pozitivizmin etkisi altında olguları ''şey'' olarak görüyordu.

Comte için olgu, sosyolojik olgu, pozitivizm önemlidir.

Fende, deneyde de nesnelere vardır, gözlemlenebilir. ozitivzmde nesne insandır.

Comte'nin pozitivizmini eleştirenler,karşı çıkanlar var. (Köyde tohumun ne zaman ekileceğini sosyoloji ile değil sosyoloji tarhi ile anlarız.)

Comte'nin üç aşama yasası:

1)Teolojik aşama:Düşünceler dinse anlayışlar ile toplumun Tanrı'nın iradesinin bir dile gelişi olduğu inancı tarafından yönlendirilmektedir.

2)Metafizik aşama:Bir olayı soyut kavramlarla izah eder.

3)Pozitivist aşama: Copernicus, Galileo, Newton gibi bilim insanları keşif ve başarıyla ortaya çıkmıştır.Bilimsel tekniklerin toplumsal dünyaya uygulanmasını özendirmiştir.

Wright Mills (1970)

Amerikan sosyolog.

En önemli çalışması elitlerle ilgili çalışmasıdır.

Düşüncelerini ‘’Sosyolojik İmgelem’’ kitabında belirledi. ’’Sosyolojik bakış açısı neyi ifade eder?’’ i konu aldı. Mills’e göre sıradanlığın ötesinde bakabilirsek amacımıza ulaşmış oluruz.

Kahve örneği: Kahve batılı ülkelerde sabah tüketilen uyarıcı içecek yada keyif verici içecektir. Kahve yoksul ülkelerde üretilip genelde batılı ülkelerde tüketildiği için insanları birbirine bağlar. Kahve örneğindeki kadar geniş bakamıyorsak sosyolojiyi anlamış sayılmayız.

Emile Durkheim

Fransız sosyolog.

Pozitivizmde Comte’den daha ileridedir.

  1. İlkesi ‘’Toplumsal olayları ‘’şey’’ olarak incele!’’

Ele aldığı ana temalar; deneysel bir bilim olarak sosyolojinin önemi, bireyin ortaya çıkışı ile yeni bir toplumsal düzenin biçimlenmesi ve toplumdaki ahlaki yetkinin kaynakları ile niteliği.Durkheim’a kalırsa sosyolojinin esas entelektüel ilgis, toplumsal olguların incelenmesidir.Ancak zor olduğunu kendide kabul etmiştir çünkü görünmez ve elle tutulmaz oldukları için toplumsal olgular doğrudan gözlenemez.

İlk büyük yapıtı olan ‘’The Division of Labour in Society’’ adlı kitabında, sanayi çağının ilerleyişinin yeni bir dayanışma tipinin doğuşu anlamına geldiğini ileri sürer.

Durkheim’e göre; eski toplum , yeni toplum diye ayrım vardır. Bu ayrım organik (modern dönem), mekanik (geleneksel dönem) olarakta ayrılır. Eskinin yerine yeni geliyordu ve insanlar ayak uyduramayınca geri çekiliyorlardı. ‘’İntihar’’ adlı görgül araştırma yapısı var.

Mekanik Dayanışma(Eski Toplum)

-Sanayi Devriminden önce yaşayan insanların dayanışmasıdır.

-Göç kavramı yoktu. Sadece savaşlara gidiyorlardı sağ kalırlarsa geri geliyorlardı.

-Geleneksel toplumlardı.

-İnsanlar kendi ürettiklerini tüketiyorlardı.

-Gelişmiş bir Pazar yoktu.

-Toplumun üyelerinin çoğu benzer mesleklerde yer aldığından, birbirinine ortak yaşantı ve paylaşılan inançlar ile bağlıydılar. Bu paylaşılan değerlerin gücü baskıcı nitelikteydi, topluluk geleneksel yaşam biçimine karşı çıkanları acımasızca cezalandırırdı.

Organik Dayanışma(Yeni Toplum)

-Sanayi Devriminden sonra yaşayan insanların dayanışmasıdır.

-İş bölümü ortaya çıkmıştır.

-Hem insanların ekonomik bakımdan birbirlerine bağlı olmalarıyla hem de öteki insanların katkılarının önemli olduğunun farkında olunmasıyla birarada tutulur.

-Durkheim bu alt üst edici koşulları modern toplum yaşamının yol açtığı umutsuzluk ve amaçsızlık duygusu olan anomiye bağlamıştır.

-Durkheim, toplumsal etkenlerin intihar davranışı üzerinde temel bir etkide buunduğunu ileri sürmektedir. Anomi, bu etkenlerden biridir.

Karl Marx

-Alman sosyolog

-Tez, antitez, sentez aşamaları

-Comte ve Durkheim’e karşı görüşleri vardır fakat o da Sanayi Devrimiyle değişen toplumu incelemiştir.

-Toplumsal değişmelerde yapısal faktörleri anlamaya çalşımıştır.

-Üç dönemde incelenir.

Almanya=> Felsefe, İngiltere=>Kapitalizmi ve doğasını anlamaya çalışmıştır, Fransa=>Toplumsal düzenin ancak bir devrimle oluşabileceğini savunmuştur.

-Altyapı-üstyapı vardır.

Burjuvazi: Üretim araçlarına sahip olanlara denir.

Proterya: Üretim araçlarına sahip olmayanlara denir.Sözleşmeli çalışırlar.

Kapitalizm: Tarihte ki diğer ekonomik sistemlerden kökten ayrılan, geniş bir tüketici kitlesine mal ve hizmet üretiminin söz konusu olduğu bir düzendir.

Kapitalist girişimler içerisinde ki iki ana birleşene sahiptir; sermaya ve ücretli emek.

-Toplumsal değişme: Tarihin materyalist yorumu.

Toplumsal değişmenin birincil nedeni ekonomik etkenlerdir.

Marx’a göre toplumsal düzenler içerisinde ki çelişkiler yüzünden bazen yavaş yavaş bazen de devrim yoluyla bir düzenden diğerine geçiş yaparlar.

Max Weber

-Alman sosyolog.

-‘’Toplumsal değişme üzerinde ekonomi ne kadar önemliyse inanç ve değerlerde o kadar önemlidir’’ der.

-Weber’e göre batılılar bu şekilde zengin olmuşlardır fakat bu genelleştirilebilir bir yargı değildir.

-İdeal tip kavramı: Weber’in sosyolojik bakış açısının önemli bir birleşenidir. Dünyayı anlamak için kullanılan analitik yada kavramsal modellerdir.

Örneğin; Bürokrasi bir insandır. Ama insanın çalışma ve ussallaşmasıyla oluşur. Gelen işleri tasnif eder, uygun başlıklar koyar ve dosyalar.

Ussallaşma: Modern dönemde insanların en önemli unsuru ussallaşlıktır. Herşeyi hesaba göre yapma.

Bilimin, modern teknolojinin ve bürokrasinin gelişmesi Weber’e göre toplumsal ussallaşma, toplumsal ve ekonomik yaşamın etkinlik ilkeleri ve teknik bilgiye dayanarak düzenlenmesi diye betimlenir.

Harriet Martineau

-İngiliz ilk kadın sosyolog.

-Amerikan toplumunun ilk elden sistematik incelemesini yapmıştır.

-Hem kadın hakları hem de kölelerin özgürleştirilmesinin etkin bir savunucusudur.

-Martineau bir toplum incelenirken o toplumun temel politik, dinsel ve toplumsal kurumlarınında incelenmesini savunmuştur.

-Bir toplumun çözümlenmesinini kadınların yaşamının b,r anlayışını da içermesi gerektiği üzerinde ayak diremiştir.

-Ev içi yaşam, evlilik, çocuklar ile dinsel yaşam ve ırk ilişkileri gibi daha önce değinilmemiş sorunlara sosyolojik gözle bakan ilk kişidir.

 

MODERN KURAMSAL YAKLAŞIMLAR

1)İşlevselcilik:

-Toplumu bütün olarak ele alır.

-Organizmacı yapı söz konusudur.

-Comte ve Durkheim etkili.

-Toplumun parçalarını tıpkı insan bedeninin farklı parçalarında olduğu gibi toplumun bütünü için yararlı olacak şekilde birlikte çalıştıklarını ileri sürmüştür.

-Çağdaş dönemde ki temsilcisi: Robert Merton.

Örtülü işlev: Katılım var fakat bilmedikleri bazı sonuçlara varıyorlar.

Açık işlev: Bilinçli katılım var.

Bir kabilenin yağmur dansına çıkması gibi.  Bu dansın yağmur getireceği inancı açık işlev, bu dansla beraber toplumun iç yapışkanlığını güçlendirme de örtülü işlevdir.

2)Çatışmacı Bakış Açıları:

-Toplumu, her biri kendi çıkarları için oluşmuş gruplar olarak görür.

-İşlevselciliğin eleştirisiyle ortaya çıkmıştır.

-Marx ve Weber etkili. Marx’ın sınıf çatışması söz konusu (Altyapı-üstyapı) , Weber’in bürokrasi, hiyerarşi çatışması söz konusu.

-Modern dönemde ki temsilcisi; Rolf Dahrendorf. Dahrandorf’da yönetilen-yöneten çatışmasını işlemiştir.

3)Simgesel etkileşim:

-Dili ve simgeleri ele alır.

-Kişi hem kendi iç dünyasıyda hem de toplumda simgesel bir alışverişte bulunur.

-Amerikan felsefeci; George Horbent Moad

-Modern dönemde ki temsilcisi; Arli Hochschild. ‘’Duygusal Emek’’ kamu içinde gözlenebilir bir yüz ve beden dunumu yaratabilmek için kişinin kendi duygularını yönetebikmesini gerektiren emek eğitimi diye adlandırılıyor.

-Hochschild’in eseri ‘’Yönetilen Kalp’’ İnsanların duygularının ticaretleştirilmesini konu alır. Örneğin; Hosteslere ‘’gülümseyin’’ talimatı verliyor. Hostesler bu konuda nasıl eğitilir diye araştırıyor.

-Sadece aklıdeğil duyguları da yöneteceksin.

SOSYOLOJİ DE KURAMSAL DÜŞÜNCE

Kuram: Daha dar kapsamlı.

Kuramsal Yaklaşım: Kuramların birleştirilmesi, süreç incelemesi.

Robert Merton: ‘’Orta kapsamlı yaklaşımlar’’

Mütevazi ve gerçekçi olunmasını istiyor. Yoksunlaşma-yoksullaşma örneği.

SOSYOLOJİK ÇÖZÜMLEME

Mikrososyoloji: Yüzyüze etkileşim durumunda ki gündelik davranışların incelenmesine denir.

Makrososyoloji: Siyasal sistem yada ekonomik düzen gibi büyük ölçekli toplımsal düzenlerin çözümlenmesidir.

Makrososyoloji daha büyük olayları kapsar.

Örneğin: Bir ülkenin siyasal sistemi.

Mikrososyoloji ise birebir, yüzyüze etkileşimdir.

 

 

2.ÜNİTE

TOPLUM TÜRLERİ

1)Avcı ve toplayıcılar:

-İlk toplum tipleridir.

-Avcılık ve toplayıcılıkla geçimlerini sağlarlar.

-İlk defa iş bölümü bu dönemde ortaya çıktı.

-Geçim türleri, hayvandır.

-Eşitsizlik çok az, çünkü sermaye ve servet birikimi yok.

-Rütbe farklılıkları yaş ve cinsiyetle sınırlı.

2)Tarım Toplumları:

-Üretim aracı, topraktır.

-Açık eşitsizlik söz konusudur.

-Ticaret başlamıştır.

-Şefler ve savaşçı kralların yönetimi vardır.

3)Geleneksel Toplumlar yada Uygarlıklar:

-Geleneksel anlamda devlet vardır.

-Büyük ölçüde tarıma dayanır. Bazı yerlerde ticaret önemlidir.

-Kentler büyümüştür.

-Eşitsizlik olağanlaşmıştır.

-Dünya’nın farklı yerlerinde farklı zamanlarda oluşmuştur.

4)Modern Dünya Sanayi Toplumları:

-Cansız üretim türlerini üretime aktarmak, makinalaşmaya geçmektir.

-Makinaların kullanımıyla insanlar işsiz kalmış ve kendilerini değersiz hissetmişlerdir.

-Nüfusun büyük kısma kentlerdedir, terkedilen yerlerde bekarlar ve yoksullar kalmaktadır.

-Kapitalizm alım isteğini arttırır, ancak toplumda para olmadığından stres yapar ve alamaz , alamayınca da ekonomik kriz oluşur, insanlar işsiz kalır.

-Çalışma yerleriyle ev ayrılmıştır.

-Şirketler daha da gelişmiştir.

-Ulus-devlet tipi egemendir.

-Kentlerde toplum yaşamı kişiselleşmiştir.

KÜRESEL GELİŞME:

-Kuzey toplumları=> Batılı, gelişmiş toplumlardır. Sömürgeci.

Güney toplumları=>Gelişmemiş toplumlardır geri kalmalarının sebebi olarak batının onları sömürmesini gösterirler.

1.Dünya ülkeleri: Avrupa’nın sanayileşmiş ülkeleridir. Birçoğunda ok partili, parlamenter hükümet sistemleri vardır. ABD, Japonya…

2.Dünya ülkeleri: Tek partili devletlerdir. Ekonomileri özel mülkiyet yada rekabetçi ekonomik girişime çok kısıtlı yer veren merkezi planlamaya dayanıyordu. SSCB,Çekoslavakya..

3.Dünya ülkeleri: Geri kalan, gelişmekte olan ülkelerdir. 1950lerden sonra hızlı gelişen ülkeler; Malezya, Güney Kore, Singapur…

 

 

Write a comment

Comments: 0

  • loading